Eski blog yazılarının hepsi güncellenmez; güncellemeye değen yazı, arama sonuçlarında zaten görünen ama tıklanmayan ya da ilk sayfanın eşiğinde takılı kalan yazıdır. Hiç gösterim almayan bir yazıyı tazelemek genellikle sonuç vermez, çünkü sorun içeriğin eskimesi değil konunun hiç aranmamasıdır. Bu yüzden iş, yazmaktan önce seçmekle başlar.
Hangi yazı güncellenir, hangisi bırakılır
Seçimi duyguya bırakmayın. Arama performansı raporunda son üç aylık veriye bakıp yazıları dört kümeye ayırın; her kümenin yapılacak işi farklıdır.
| Durum | Ne anlama gelir | Yapılacak |
|---|---|---|
| Çok gösterim, az tıklama | Yazı bulunuyor ama başlık ikna etmiyor | Başlık ve meta açıklamasını yeniden yaz, gövdeye dokunma |
| İlk sayfanın hemen altında | Konu doğru, içerik rakiplerden eksik | Eksik bölümleri ekle, soruyu tam kapat |
| Gösterim var, konu değişmiş | Anlatılan yöntem veya arayüz artık geçerli değil | Yanlış kalan bölümleri düzelt, yeni adımları ekle |
| Gösterim yok denecek kadar az | Konu aranmıyor ya da başka yazıyla çakışıyor | Birleştir veya olduğu gibi bırak, zaman harcama |
Bu tabloyu bir kez doldurduğunuzda genellikle şaşırtıcı bir sonuç çıkar: güncellemeye değen yazı sayısı sandığınızdan azdır ve bunların çoğunda yapılacak iş gövdeyi değiştirmek değil, başlığı düzeltmektir. Hangi raporların bu ayrımı gösterdiğini Search Console raporları yazısında anlattık.
Güncellemede neyi değiştirirsiniz, neyi değiştirmezsiniz
Bir yazıyı güncellemek onu baştan yazmak değildir. Yazının arama sonuçlarında edindiği konum, büyük ölçüde adresine ve ona verilen iç bağlantılara bağlıdır; bunları bozarsanız kazanılmış olan şeyi de bozarsınız.
- Değişir: başlık, meta açıklaması, giriş paragrafı, eksik bölümler, eskimiş adımlar, ekran akışı anlatımları, iç bağlantılar, SSS bölümü.
- Değişmez: adres yani slug, yazının ana sorusu, kategori, varsa yapılandırılmış veri türü.
Giriş paragrafı özellikle önemlidir. Arama sonuçlarında öne çıkan parçacık ve yapay zekâ yanıtları çoğunlukla ilk paragraftan beslenir. Eski yazıların girişi genellikle ısınma cümleleriyle başlar ve soruyu üçüncü paragrafta cevaplar. Güncellemede yapılacak en verimli tek hamle, cevabı ilk iki cümleye çekmektir.
Slug ve tarih: iki yaygın hata
Birinci hata, güncelleme sırasında başlığı değiştirip adresi de otomatik olarak değiştirmektir. Yeni adres yayına girdiği anda eski adres 404 verir, ona verilen tüm iç ve dış bağlantılar kopar ve yazı sıfırdan başlar. Başlığı değiştirin ama adresi sabit tutun. Adresin gerçekten değişmesi gerekiyorsa eskisinden yenisine kalıcı yönlendirme kurulmadan yayına almayın; 404 ve 301 ayrımı yazısı hangi durumda hangisinin doğru olduğunu açıklıyor.
İkinci hata, içeriğe dokunmadan yalnızca tarihi ileri almaktır. Bu, ziyaretçiye güncel bir yazı okuduğunu söyler ama metin aynı kaldığı için okuyan kişi eski bilgiyi yeni sanır. Tarihi, gerçekten değişen bir şey olduğunda güncelleyin. Değişikliğin ne olduğunu yazının sonunda bir cümleyle belirtmek, okuyan için de arama motoru için de daha anlamlıdır.
Birleştirme mi, güncelleme mi
Aynı soruyu farklı kelimelerle cevaplayan iki yazınız varsa güncelleme yetmez. İkisi de aynı aramada görünmeye çalışır, hiçbiri öne çıkamaz. Bu durumda daha güçlü olanı seçip diğerinin özgün bölümlerini ona taşıyın, zayıf olanı kalıcı yönlendirmeyle güçlü olana bağlayın. Ölçüt yazı uzunluğu değil, hangisinin daha fazla gösterim aldığı ve hangisine daha çok iç bağlantı verildiğidir.
Tersi de olur: tek bir yazı birbirinden farklı iki soruyu birden cevaplamaya çalışıyorsa, ikinci soruyu ayırıp kendi yazısına taşımak her ikisinin de daha net hedeflemesini sağlar. Bu kararı verirken şu basit soruyu sorun: bu iki bölüm için insanlar aynı şeyi mi arar, farklı şeyi mi?
Güncellemede en çok unutulan iki bölüm
Birincisi iç bağlantılardır. Eski bir yazı yazıldığında sitede henüz bulunmayan sayfalar bugün vardır; güncelleme, o yazıdan yeni sayfalara bağlantı vermek için en iyi fırsattır. Aynı şekilde yazının içinde artık var olmayan bir sayfaya verilmiş bağlantı kalmış olabilir ve bu, okuyucuyu boş bir sayfaya gönderir. Güncellerken yazıdaki bütün bağlantıları tek tek açıp çalıştığını görün.
İkincisi sık sorulan sorular bölümüdür. Yazı yayına girdikten sonra müşterilerden gelen gerçek sorular, ilk yazarken tahmin ettiklerinizden farklı çıkar. Bu soruları olduğu gibi, insanların kullandığı kelimelerle ekleyin. Yapay zekâ destekli arama yanıtları ve öne çıkan parçacıklar bu bölümden sık besleniyor; üç dört soruluk iyi bir bölüm, gövdeye eklenecek iki paragraftan daha çok iş görür.
Görselleri de bu sırada gözden geçirin. Eski yazılardaki ekran görüntüleri çoğu zaman artık var olmayan bir arayüzü gösterir ve metin doğru olsa bile okuyucuyu şaşırtır. Değiştiremiyorsanız kaldırmak, eskimiş bir görseli bırakmaktan iyidir.
Güncellemeden sonra ne ölçülür
Güncellemenin etkisi tek bir sayıda görünmez ve hemen görünmez. Değişiklikten sonra şu üçünü izleyin:
- Gösterim. Yazının görünür olduğu arama sayısı artıyor mu, yoksa aynı mı kalıyor.
- Tıklama oranı. Başlık değişikliğinin tek doğru ölçüsü budur; gösterim sabitken tıklama artıyorsa başlık işe yaramıştır.
- Ortalama konum. İçerik eklemesinin etkisi en çok buradan okunur ve en yavaş hareket eden sayı budur.
Aynı anda hem başlığı hem gövdeyi değiştirirseniz hangisinin işe yaradığını ayıramazsınız. Mümkünse önce yalnızca başlık ve meta açıklamasını değiştirip bir süre bekleyin; sonuç yetersizse gövdeye geçin.
Kısa kontrol listesi
Güncellemeye başlamadan önce yazıyı dört kümeden birine yerleştirin, adresi sabit tutacağınızı peşinen kabul edin, giriş paragrafında cevabı ilk iki cümleye çekin, eksik bölümleri ekleyin, SSS bölümünü gözden geçirin ve tarihi yalnızca gerçekten bir şey değiştiyse ileri alın. Yayından sonra gösterim, tıklama oranı ve ortalama konumu ayrı ayrı izleyin.
DigiWSS, işletmelerin web sitesini ve arama görünürlüğünü birlikte yönetir; mevcut içeriğin hangi bölümünün yenilenmeye değdiğini ölçüme bakarak belirler.