Ayda kaç blog yazısı yeter? Yayın sıklığı hesabı

Yayın sıklığını hedef değil kapasite belirler. Ayrılan süreden ayda kaç yazı çıktığının hesabı, konu listesinin sıklığa etkisi ve durmanın maliyeti adım adım anlatılıyor.

DigiWSS arama gorunurlugu, icerik stratejisi, proje yonetimi, web sitesi

Herkese uyan bir sayı yok: yayın sıklığını hedefiniz değil kapasiteniz belirler. Ayda iki yazıyı on iki ay boyunca aksatmadan sürdürmek, ilk ay sekiz yazı yayınlayıp sonra durmaktan her ölçüte göre daha iyi sonuç verir. Doğru soru “ayda kaç yazı” değil, “elimdeki süreyle kaç yazı sürdürülebilir” sorusudur. Aşağıda bu sayının hesabı, konu listesinin sıklığa etkisi, durmanın maliyeti ve sıklığı düşürmek gerektiğinde ne yapılacağı var.

Sayı değil, sürdürülebilir hız

Blog yazısı yayınlamanın karşılığı tek bir yazıdan gelmez. Bir yazı yayına girdikten sonra aranmaya, bulunmaya ve bağlantı almaya başlar; bu süre haftalarla ölçülür. Dolayısıyla üç ayda bir gelen yoğun yayın dalgaları, aradaki sessiz aylarda birikmiş bir etki bırakmaz. Düzenli ve seyrek, düzensiz ve sık olandan iyidir.

İkinci neden iç düzenle ilgili. Düzenli yayın yapan bir sitede konu listesi, başlık kalıpları ve iç bağlantı alışkanlığı oluşur; yazı başına harcanan süre zamanla düşer. Düzensiz yayında her seferinde sıfırdan başlanır ve yazı başına süre hiç azalmaz.

Hesap: ayrılan süreden kaç yazı çıkar

Hesap üç adımda yapılır ve beş dakika sürer.

  1. Yazı başına süreyi ölçün. Tahmin etmeyin; bir yazıyı baştan sona yazarken geçen süreyi tutun. Araştırma, yazım, görsel hazırlığı ve yayın adımları ayrı ayrı yazılır.
  2. Haftada ayırabildiğiniz süreyi yazın. İyimser değil, yoğun bir haftada da ayırabileceğiniz süreyi.
  3. Böl. Aylık ayrılan süreyi yazı başına süreye bölün. Çıkan sayı sizin sıklığınızdır; hedefiniz değil, kapasiteniz.

Örnek bir hesap şöyle görünür. Bir yazıya araştırma için bir saat, yazım için bir buçuk saat, görsel ve yayın için yarım saat ayırdığınızı varsayalım; yazı başına üç saat. Haftada üç saat ayırabiliyorsanız ayda dört yazı çıkar. Haftada bir buçuk saat ayırabiliyorsanız ayda iki yazı. Bu sayılar örnektir, kendi ölçümünüzle değişir; değişmeyen şey yöntemdir.

Ayda ayrılan süreYazı başına 3 saat iseYazı başına 5 saat ise
4 saat1 yazı1 yazıdan az, iki ayda bir
6 saat2 yazı1 yazı
12 saat4 yazı2 yazı
20 saat6 yazı4 yazı

Tablodaki asıl mesaj şudur: sıklığı artırmanın iki yolu var, süreyi artırmak ya da yazı başına süreyi düşürmek. İkincisi genellikle daha ucuzdur ve konu listesiyle başlar.

Hesabın bir de kolay atlanan kalemi var: yayın sonrası işler. Yazıyı yayınlamak bitiş değildir; başlığın aranan kelimeyi taşıdığını kontrol etmek, ilgili sayfalardan iç bağlantı vermek ve bir ay sonra o yazının gösterim alıp almadığına bakmak da süreye dâhildir. Bu kalemi hesaba katmayan planlar ikinci ayda sarkar.

Konu listesi sıklığı belirler

Yazı başına sürenin en büyük kalemi çoğu zaman yazmak değil, ne yazacağına karar vermektir. Hazır bir konu listesi bu kalemi neredeyse sıfıra indirir. Liste şu kaynaklardan çıkar:

  • Telefonda ve sohbette en çok sorulan sorular; her soru bir yazıdır.
  • Arama konsolunda gösterim alıp tıklama getirmeyen sorgular; karşılığı olan içerik eksiktir.
  • Teklif aşamasında müşterinin tereddüt ettiği noktalar.
  • Sahada tekrar eden hatalar ve bunların nedenleri.
  • Hizmet sayfalarının cevapsız bıraktığı ayrıntılar.

Pratik ölçü: elinizde en az üç aylık konu listesi olmadan sıklık sözü vermeyin. Ayda iki yazı yayınlayacaksanız listede altı konu hazır bekliyor olmalı. Liste tükendiğinde sıklık kendiliğinden düşer ve düzen bozulur.

Durmanın maliyeti

Yayını durdurmak tek bir kayıpla sonuçlanmaz. Yayında olan yazılar yerinde kalır ve trafik getirmeye devam eder; bu doğru. Ama durma süresince üç şey birikir: yeni sorulara karşılık veren sayfa açılmaz, mevcut yazıların arasına eklenecek iç bağlantılar oluşmaz ve yazma alışkanlığı kaybolduğu için yeniden başlamanın maliyeti ilk günden yüksek olur. Araya verdikten sonra yeniden başlayan bir ekip, ilk iki yazıda genellikle eski hızının yarısında çalışır.

Bu yüzden sıklığı düşürmek, durmaktan çok daha iyi bir karardır. Ayda dört yazıyı sürdüremiyorsanız ikiye inin; ikiyi sürdüremiyorsanız bire. Bir yazı da yayınlanamayacak kadar yoğun bir dönemdeyse, o dönem için kısa ve tek konulu yazılar planlamak, hiç yayınlamamaktan iyidir.

Sıklığı düşürmek gerekiyorsa

Sıklık düşerken kaliteyi korumanın birkaç yolu var. Birincisi, kapsamı daraltmak: geniş bir konuyu üç parçaya bölüp birini yazmak, hepsini yüzeysel geçmekten iyidir. İkincisi, tek bir soruya odaklanmak; bir yazı bir soruyu cevaplarsa kısa da olsa işini yapar. Üçüncüsü, yayın gününü sabitlemek: ayın hangi haftası yayın yapılacağı belliyse iş kendiliğinden takvime oturur.

Bir şeyi de sıklık uğruna feda etmeyin: başlık ve açıklama satırını. Aranan kelimeyi taşımayan bir başlık, yazı ne kadar iyi olursa olsun tıklama getirmez; o yazı için harcanan üç saat boşa gider.

Kısa kontrol listesi

Yazı başına süreyi bir kez gerçekten ölçün. Haftada ayırabileceğiniz süreyi yoğun haftaya göre yazın. Bölün ve çıkan sayıyı sıklık olarak ilan edin. En az üç aylık konu listesi hazırlamadan söz vermeyin. Yayın gününü sabitleyin. Zorlandığınız ayda durmayın, sıklığı düşürün. DigiWSS, içerik düzenini bu hesapla kurup yürüten tarafta çalışır.

Bu yazıyla ilgili sık sorulan sorular

Ayda bir yazı yayınlamak işe yarar mı?

Yarar, ama koşulu sürdürülebilirlik. Ayda bir yazıyı on iki ay aksatmadan yayınlamak, yılda on iki sayfa demektir ve her biri aranmaya devam eder. Asıl kayıp seyrek yayında değil, üç ay yayın yapıp dokuz ay durmakta ortaya çıkar.

Yazı uzunluğu sıklıktan daha mı önemli?

Uzunluk tek başına ölçüt değil; sorunun hak ettiği kapsam ölçüttür. Bir soruyu eksiksiz cevaplayan kısa bir yazı, konuyu dağıtan uzun bir yazıdan iyi iş yapar. Sıklığı korumak için kapsamı daraltmak, aynı konuyu yüzeysel geçmekten daha iyi bir tercihtir.

Yayın sıklığını neye göre artırmaya karar veririm?

İki göstergeye bakılır: konu listesinde hazır bekleyen konu sayısı ve mevcut yazıların arama tarafında karşılık bulup bulmadığı. Liste dolu ve yayınlanan yazılar gösterim alıyorsa sıklık artırılabilir. Liste boşsa sıklığı artırmak, yazı başına süreyi yükseltmekten başka bir şey yapmaz.

Yazmaya ayıracak zaman yoksa ne yapılır?

Sıklığı gerçekçi bir seviyeye çekmek ilk adım. İkinci adım, yazma süresinin en büyük kalemini azaltmak: hazır bir konu listesi, konu seçimine giden zamanı neredeyse sıfıra indirir. Üçüncü seçenek işi dışarıdan yürütmektir; bu durumda konu listesinin ve başlıkların işletmenin kendi sorularından çıkması gerekir.

Konuşalım

Yazıda anlatılanı işletmenizde uygulamak istiyorsanız adresinizi gönderin; ölçüp ne yapılması gerektiğini paylaşalım.